Tılsım
Neden zavallı bir başarısızım diye düşünüyorsun, değil mi? Çünkü sen hayatı büsbütün yanlış anlamış bir ahmaksın. Doğaya enerji gönderip iyi enerji alacakmışmış… Güneş misin, ay mısın? Herkes gibi mücadele etmek, kaybetmeyi bilmek, aza razı olmak zor geliyor değil mi? Neymiş, hanımefendi en güzel dilekleri içinde merkezleyecekmiş de sonra karşısına olağanüstülükler çıkacakmış. Bok çıkar. Bak yine düştün müdürün kucağına. Yetimhaneye düşmekten daha kötüsü, müdürünün kucağına düşmek. Al işte.
— Nereye daldın yine kızım?
— He… Yok efendim, yerin dibine giriyordum.
— Bak Hülya, seni severim. İyi niyetli bir kızsın ama bazen çok canımı sıkıyorsun. On yedi yaşına geldin; şurada bir yıl ya kalacaksın ya kalmayacaksın. Seni mutfağa sorumlu verdik. Şamanlar gibi kazan kaynatıp ritüel tertip etmek neyin nesi Allah aşkına? Bir daha karşıma çıkacak hatan olursa, karşıma getirmeyecekler; kapının önüne koyacaklar, haberin olsun.
— Peki efendim.
— Şimdi git, dağıttığın ortalığı toparla. O kaynattığın kazanı da bahçedeki güle dök. Bir sürü ot koymuşsun, belki güle faydası olur.
Hadi bakalım, kucakla şu kazanı. Enerjiyi kazanda kaynatmayı kim uydurduysa... Neyse, madem benim diktiğim güle gidecekmiş, daha az zoruma gider. Gül canlanıp da “tılsımın benim, dile bakalım” dermiş... Ah akılsız karı, usanmadın mı çocukluktan? O gülü kendi ellerinle diktiğinde ne de yetişkin hissetmiştin. Şimdi gülün toprağına ver bakalım çocukluğunu. Cenaze törenlerine de böyle asık surat yakışır zaten. Ortalıkta kimseler yokken tılsımın duasını gülü suladıktan sonra mı okusam acaba? Belki hakikaten dile getiririm çiçeğimi. Kahretmesin emi! Duayı da suyun içine attım ya yakalanınca… Aklımda kalanlarla içimden geçenleri birleştirsem ne olur acaba?
Ey güllerin gülü. Ne safran bulabildim, ne gümüş tas. Tılsım tertip etmeye biraz baharatım vardı, biraz da gül suyu. Yetim bir kızın nasıl olsun gümüşü; olsa olsa güzel huyu. Ey güllerin gülü. Sen kendini bile yaşatmaya muktedir değildin; ben diktim seni, ben verdim can suyu. Sen de büyülü bir şey olduğundan değil, seni karşıma alıp konuşmam, senden tılsım yapmam. Biz seninle arkadaş olduk. Elim ıslak toprağına değdi sen yaşa diye, sen de elime batıp kanattın. İşte böyle arkadaş olunur, işte böyle büyülü tılsımlı olunur. Birkaç yıl etrafındayım; bir mucizen olacaksa tam sırası. Yoksa solduğunda ne hale geleceğini benden seyret. Güllerin gülü… İkimiz de tazeyken, mucizenin tam sırası.
Yorumlar
Yorum Gönder