Kabusum

Rüyamda yaşadığım binanın kapısından çıkıp arabama doğru ilerliyorum. Tam binerken, karşı kaldırımdaki billboardda kocaman fotoğrafımı görüyorum. Yanında bir duyuru: Dün gece, biz uyurken dünyaya gelen meleklerden insanlığa ibret olması için getirilen mucize sayesinde, beni gören herkes bütün sırlarıma da vakıf olacakmış. Halka saygıyla duyurulurmuş.

Anlamaya çalışırken, benim kaldırımdaki büfenin çırağı gazeteleri dizerken göz göze geliyoruz. Çocuk korkuyla bakıyor bana. Kan ter içinde arabama atlayıp gazlıyorum. Gerçek mi diye emin olmak için, kırmızı ışıkta arabadan inip diğer araçlardaki insanların gözlerine bakıyorum. Meymenetsiz suratlı tipler kahkahalar atıyor. Orta yaş üzeri teyzeler göz göze geldikçe hüngür hüngür ağlıyor. Kimi aile babaları, ışığın kırmızı mı yeşil mi olduğuna aldırmadan gaza abanıyor.

Aklıma hastane geliyor. Tabii tedavi edilmek için değil. Acil servisin koridorlarında yürürken, kalabalık filmlerdeki gibi önümden fermuar gibi açılıyor. İlk doktora ulaşınca tek söz söylüyorum:
“Ne olur, beni uyut.”

Doktor, dehşetli bir ana tanıklık eder gibi gözlerini bana dikiyor. Bir süre sessizce bakışıyoruz. Sonunda, tek sözü şu oluyor:
“Devril şuraya.”

Yorumlar