Istanbul
deriin bir nefes aldım önce
iki adım ileri çıktım yavaşça
ceketimin sol iç cebinden paketimi çıkarıp bir sigara aldım dudaklarımın arasına
kıravatımı gevşettim sonra sağ elimle hafiften
sonra bir nefes daha aldım karşımdaki tuzlu ve iyotlu denizin havasından
bir adım daha öne çıktım
kafamı salladım sağa sola küçücük ya da kendi salandı bilemiyorum
yaktım sigaramı ve çektim içime
kaldırdım başımı azcık yukarı doğru
belki yetişirim güneşime batmadan son bir kez diye ama nerdeee
sadece ayak izi kalmış kızıl kızıl, bastığı göklerde
boğazım şişiyor sanki ya
sanki sigaramın dumanıyla içimdeki çığlıklar bir birine karışıyor boğazımda
benim istanbulun boğazında kimsesizliğe karıştığım gibi
aldın ya istanbul aldın ya sevdiğimi
sanki çok istedin onu benden
sanki en güzeli senmişsin gibi bu dünyanın
aldın ya sonunda onu benden
daha ne işte neden bırakmıyorsun beni kaçayım senden
ve senin yeni sevgilinden
bıraksana ya artık yakamı illa karı gibi ağlamam mı lazım kardeşim gidebilmek için
kesme artık önümü
tamam tamam dedim ya Allah mutluluklar versin tamamına erdirsin diye
daha ne istiyosun işte
hem sevgilimi verdim sana hemde hayır duamı
daha bi de canım kaldı
vermem onu da kusura bakam artık başkasına sözüm var o na teslim edicem
bırakcan mı beni canım istanbulum hadi yol ver gidem ben
beklerler beni kaygılanmasınlar ardımdan
nerde kaldı bu çocuk şeref ve gururdan gideli çok oldu başına bişey gelmiş olmasın o onursuz zihinlerde derler
sahip çıkanım yok sanma haa sakın
ne aslanlar var sağ omzum ardında kükrediğinde gözlerden kan akıtan
kendini sakın istanbul ağlatma bak beni
neyse canım benim hadi aç talih kapılarını da ben gideyim artık bu uğursuzluktan sigaram da bitmişken
sağlıcakla kal ey tuzu kuru deniz
bekle beni geri geleceğim nefesinden nefes almaya
ve güneş
bi daha ki sefere beraber yürüyeceğiz o bulutlarda sözüm var unutma
Yorumlar
Yorum Gönder